Alman otomotiv markası Opel, hafif ticari araç ailesinin öne çıkan modeli Combo’nun üretimini Türkiye’ye taşıyor. 2026 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren Bursa’daki Tofaş Fabrikası’nda üretilecek Opel Combo, “Made in Türkiye” etiketiyle yollara çıkacak. Opel’in Türkiye’deki üretim yapılanması açısından yeni bir dönemin kapısını aralayan Combo’nun yerli üretime dahil edilmesiyle markanın Türkiye’de üretilen hafif ticari araç ürün gamı da genişleyecek. Combo’nun yanı sıra Zafira, Vivaro ve Vivaro Kamyonet modellerinin üretimi de Bursa’daki Tofaş tesislerinde gerçekleştiriliyor.

Opel ve Tofaş’tan mühendislik güç birliği
Combo’nun Türkiye’de üretilmesiyle Opel’in Alman mühendisliği, Türkiye’nin otomotiv üretim yetkinliğiyle buluşacak. Yerli üretimin; tedarik, lojistik ve operasyon süreçlerinde verimlilik sağlamasının yanı sıra, pazardaki değişen taleplere daha hızlı yanıt verilmesine katkı sunması bekleniyor.
Opel Marka Direktörü Yiğit Yantaç, Türkiye’de yeniden üretime başlamanın marka açısından hem stratejik hem de duygusal bir anlam taşıdığını belirtti. Yantaç, Opel’in geçmişte Türkiye’de üretim gerçekleştirdiğini hatırlatarak, uzun süredir müşterilerden Opel modellerinin yeniden Türkiye’de üretilmesine yönelik talep aldıklarını söyledi. Combo’nun Bursa’da üretilecek olmasının iki farklı mühendislik kültürünü bir araya getirdiğini belirten Yantaç, Alman mühendisliğiyle geliştirilen modelin Türk mühendisliği ve Tofaş’ın üretim altyapısıyla buluşacağını ifade etti.

Ticari araç gamı Türkiye’de genişliyor
Türkiye hafif ticari araç pazarında Opel’in büyümesinde önemli rol oynayan Combo’nun yerli üretime geçmesi, markanın pazardaki rekabetçiliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Yeni üretim yapılanmasının Opel’e daha hızlı ve esnek bir tedarik yapısı kazandırması, aynı zamanda müşteri ihtiyaçlarına yönelik çözümlerin daha kısa sürede sunulmasına imkan sağlaması bekleniyor. Combo’nun üretim programına dahil edilmesiyle birlikte Bursa’daki Tofaş Fabrikası, Opel’in Türkiye’deki ticari araç stratejisinde daha önemli bir konuma ulaşırken, yerli üretim kapasitesinin de artırılması hedefleniyor.

Opel Türkiye Marka Direktörü Yiğit Yantaç, “Opel’in Türkiye ile çok köklü bir bağı bulunuyor. Geçmişte ülkemizde üretim yapan bir marka olarak bugün yeniden Türkiye’de üretime başlıyor olmak, bizim için yalnızca stratejik değil, duygusal açıdan da son derece değerli bir adım. Uzun yıllardır müşterilerimizden Opel modellerinin Türkiye’de üretilmesine yönelik güçlü bir talep alıyorduk. Bugün bu beklentiyi karşılıyor olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Alman mühendisliğiyle geliştirilen Opel Combo’nun, Türk mühendisliği ve Tofaş’ın dünya standartlarındaki üretim kalitesiyle Bursa’da hayat bulacak olması, iki güçlü mühendislik kültürünün buluşmasını simgeliyor” dedi.

Combo, Opel’in hafif ticari araç büyümesine yön veriyor
Opel, son yıllarda Türkiye hafif ticari araç pazarında sergilediği güçlü performansla dikkat çekiyor. Marka, 2025 yılında gerçekleştirdiği 27 bin 471 adetlik hafif ticari araç satışıyla Türkiye pazarının en çok satış yapan üçüncü markası oldu. Bu performansın en önemli itici gücünü ise 15 bin 722 adetlik satışa ulaşan Opel Combo oluşturdu. Combo, 2026 yılının ilk yedi ayında da güçlü performansını sürdürdü. Model, bu dönemde gerçekleştirdiği 7 bin 779 adetlik satış ve yüzde 15’lik pazar payıyla C-Combivan segmentinin en çok tercih edilen modelleri arasında yer aldı. Elde edilen satış sonuçları Combo’nun Opel’in hafif ticari araç stratejisindeki kritik rolünü ortaya koyarken, yerli üretimle birlikte modelin pazardaki rekabet gücünün daha da artırılması hedefleniyor.
Opel’in Türkiye yolculuğunda yeni bir dönem
2026 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren Bursa’daki Tofaş Fabrikası’nda üretilecek Opel Combo, Alman mühendisliğini Türkiye’nin üretim gücüyle buluşturacak. “Made in Türkiye” etiketiyle yollara çıkacak modelin, yerli üretimin sağlayacağı operasyonel avantajlarıyla birlikte Opel’in hafif ticari araç pazarındaki büyüme hedeflerine önemli katkı sağlaması bekleniyor. Combo’nun Bursa’da üretime başlaması, Opel’in Türkiye’deki üretim yapılanmasının gelişiminde yeni bir dönemi temsil ederken, markanın Türkiye’ye duyduğu güvenin de güçlü bir göstergesi olacak.


