UND Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, küresel krizlerin lojistik dengeleri yeniden şekillendirdiğini vurgulayarak Türkiye’nin Orta Koridor’daki stratejik konumunu doğru adımlar, bölgesel iş birliği ve hızlı reformlarla küresel avantaja dönüştürebileceğine dikkat çekti.

“Dünya, bugün yalnızca bir güvenlik krizi değil; aynı zamanda yeni bir ticaret ve lojistik düzeninin eşiğinde bulunuyor. 2026 başından itibaren artan ABD-İsrail-İran gerilimi, Hürmüz Boğazı’ndaki ticaret akışını ciddi şekilde etkileyerek denizyolu taşımacılığında maliyet, risk ve belirsizliği artırdı. Bu durum, küresel tedarik zincirlerinde önemli kırılmalara yol açıyor.
Bu tür kriz dönemlerinde ülkeler ya bu yükü taşır ya da fırsata çevirir. Türkiye için mevcut tablo, Avrupa ile Asya arasında güçlü bir lojistik merkez olma potansiyelini daha da görünür kılıyor. Ancak bu potansiyelin hayata geçmesi, yalnızca coğrafi avantajla değil; hızlı karar alma, sade süreçler ve bölgesel iş birliği ile mümkün.
Orta Koridorun Yükselen Önemi
Denizyolunda risk arttıkça yükler alternatif rotalara yöneliyor. Bu noktada Türkiye’nin de içinde yer aldığı Orta Koridor, daha kısa ve hızlı bir hat olarak öne çıkıyor. Bu güzergâh, bazı taşımalar için süreyi 13-21 güne kadar düşürebiliyor ve kuzey hatlarına göre ciddi mesafe avantajı sunuyor.
Ancak fırsatın tek başına yeterli olmadığı açık. Eğer güçlü bir sistem kurulamazsa, yük akışı başka ülkelere kayabilir. Bu nedenle Türkiye, Bulgaristan, Gürcistan ve Azerbaycan ile birlikte hızlı ve koordineli hareket etmek zorunda.
Sınırlar Değil Süreçler Önemli
Koridorun verimli çalışması için sınır kapılarında köklü dönüşüm gerekiyor. Ortak sınır kapıları, tek durak sistemi, ön veri paylaşımı ve dijital gümrük süreçleri artık zorunluluk haline gelmiş durumda.
Uluslararası örnekler, koordineli sınır yönetiminin geçiş sürelerini ciddi şekilde azalttığını gösteriyor. Avrupa’nın pandemi döneminde uyguladığı “Green Lanes” modeli de kriz zamanlarında hızlı geçişin ne kadar kritik olduğunu ortaya koydu.
Avrupa Erişimi ve Vize Sorunu
Karayoluna yönelen yüklerin sürdürülebilir taşınabilmesi için Avrupa ile erişim sorunlarının çözülmesi gerekiyor. Özellikle sürücü vizeleri ve geçiş belgeleri, lojistik akışın önündeki en büyük engellerden biri.
Profesyonel sürücüler için özel, hızlı ve uzun süreli vize uygulamaları geliştirilmesi artık bir ihtiyaçtan öte zorunluluk. Çünkü sürücüler, tedarik zincirinin kritik bir parçası.
Kotalar ve Bürokrasi Engel Olmamalı
Kriz dönemlerinde kota ve belge kısıtlamaları, yalnızca taşımacıları değil tüm ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Bu nedenle geçiş belgelerinin artırılması veya geçici olarak kaldırılması gerekiyor.
Aynı şekilde gümrük süreçlerinin dijitalleşmesi, e-belge sistemleri ve veri paylaşımı gibi uygulamalar, koridor rekabetinde belirleyici rol oynuyor.
Türkiye İçin Stratejik Fırsat
Mevcut kriz ortamı, doğru yönetildiğinde Türkiye için tarihi bir fırsata dönüşebilir. Orta Koridor’un güçlendirilmesi, Avrupa-Asya ticaretinde Türkiye’nin rolünü yeniden tanımlayabilir.
Bunun için altyapı kadar yönetişim, koordinasyon ve hızlı karar alma mekanizmaları da büyük önem taşıyor.
Sonuç
Artık mesele yalnızca yük taşımak değil; ticaretin yönünü belirlemek. Türkiye, bölgesel iş birliği ve doğru stratejilerle bu yeni dönemin merkezinde yer alabilir.”


